7 Mayıs 2025 Çarşamba

Bir İnsan

 

Hep güçlü olanın yanında olmak zorunda değilsin. Her zaman doğrunun yanında olman gerekir. Bu normal bir yaşantı da olabilir, bir davada da, bir savaşta da…

Sen bir insansın evet, karşındaki de öyle. Bunun farkında olman gerekiyor. Haksızlığa uğrayan biri varsa onu koruman gerekiyor. Ona yardım etmen gerekiyorsa etmelisin. Senin de ileride öyle bir durumda kalmayacağının garantisi yok. Sen duyarlı olmazsan sana karşı da kimse duyarlı olmaz.

Yaptığın şeyi karşılık beklemeden yapmalısın. Empati kurmalısın, yanında olmalısın. Karşılık beklemeden de yapsan ileride sana da yardımcı olabilecek birini bulabilirsin. Evrenin belki de yardımıdır bu sana.

“Bir insanı kurtaran, bütün insanlığı kurtarmış gibidir.”

Birini kurtarmak sana da iyi gelebilir. Karşıdakinin o mutluluğunu gördüğünde sen de mutlu olursun. Üstelik kurtarmak çok zor olmayabilir. Belki en basit şeydir, ama sen bunu yapabilecek empatide, duyguda değilsindir. Fakat birini kurtardığındaki o iyiliğin farkına varmak seni çok mutlu edecektir. Bazen o mutluluk bile az gelecektir sana. Daha fazla yardım etmek, daha fazla insanı kurtarmak isteyeceksin. Aklında hala kurtarmadığın insanlar kalacaktır. Kalbindeki o bitmeyen duyguyu kaybetmemelisin. Kurtarmaktan, yardım etmekten aldığın zevki bırakmamalısın.

Bir insan bir insandır. Onun durumunu göz ardı etmemelisin. Hayatında olan biteni fark edip çevreni görerek yaşamalısın. Unutma o insanın sen olmayacağını asla bilemezsin..

26 Şubat 2025 Çarşamba

Tünelin Sonundaki Işık

 

Herkesin hayatında bir tünel vardır. Sonunu beklediği bir hayal, bir hedef… İnsan tünelin sonunda bir ışık da görmek ister. O ışığa güvenerek girmiştir çünkü tünele. Işığı göreceğine inanarak…

Tünele girildiğinde ne ile karşılaşılacağı bilinmez. Tünel çok uzun da olabilir, kısa da. Ancak tünelin sonundaki ışığı hayal ederek ilerlersin. Işığı görmek istersin. Işığı görmek için girilen o tünelde kendi ışığını da kaybedebilirsin. Tünelin başında olduğun kişiden çok farklı bir karakterde de çıkabilirsin. Bazen ise o ışığı görmek istesen de gidemezsin. O ışık için çabaladıkça yorulabilirsin, ilerlemek istemezsin, bırakmak isteyebilirsin. Bırakmadıkça daha da bağlanırsın ışığa. Ona ulaşmak için her şeyi göze alırsın. Ulaşabilirsin de o ışığa. Mutlusundur, hedefine ulaşmışsındır.

Bazen tünelin sonundaki ışığı görmediğin için de karanlıkta kalırsın. Oradan çıkamayacağını düşünürsün. Tünelin sonunu görmediğin için ışığın hiç gelmeyeceğini düşünebilirsin. Karamsarlığa düşüp kalakalırsın. Belki de tünelin son virajındasın. Fakat o viraj yüzünden karanlığa hapsolmuş hissedebilirsin. O virajı da atlatabilsen ışığa kavuşacaksın. Virajdaki karanlığın bir önemi kalmayacak aslında. Işığına kavuşmuş olacaksın. Tünelin sonundaki o ışık… Kavuştuğun, görmek istediğin, hayal ettiğin o ışık…

12 Ocak 2025 Pazar

Farklı Sesler

 

Farklı sesleri duyabiliyor musun?

Neyi duyabiliyoruz? Neleri dinliyoruz? Kendimizi, ailemizi, arkadaşlarımızı, müziği, dışarıdaki arabanın sesini? Hangileri duyuyoruz? Ya da duymak istediklerimizi mi duyuyoruz sadece?

Bazen kendimizi bile duymadığımız bu evrende başka sesleri duyabiliyoruz. Bazen sadece içimize çekiliyoruz. Dışarıdaki her şey sessize alınıyor sanki. Bazen kornanın sesini bile duyamıyoruz. Çoğu zaman duyduklarımız da bizi iyi hissettirmiyor. Bir gürültü gibi geliyor, bir zorluk, bir isteksizlik gibi… Aslında her şeyi duymak zorunda da değiliz. Sadece duymak istediğimiz şeyleri seçebiliriz. Ancak bu iyi bir şey mi bilemiyorum. Her istediğimiz şey iyi midir? Mesela ailemizi duymak isteriz, arkadaşlarımızı vs. Peki, onlar her zaman doğruyu mu söyler ya da biz memnun kalır mıyız duyduklarımızdan?

İnsan hep bir çevreye çekilir. Ailesinden gördükleri, çevresinde bulunan kişiler, kendi yaşam tarzıyla bir ortam oluşturur. Oluşturduğu ortam sayesinde var olur. Aslında sadece öyle sanmaktadır. Bir toplulukta bulunmak zorunda değildir. Ailesini dinlemek, onların izinden gitmek zorunda değildir. Oluşturulan her çevrenin de iyi olmadığı aşikardır. İyi hissettirse dahi insan dışarıdaki ortamı da merak eder. Nelerin olup bittiğinin farkında olmak ister. Başka ortamlar görmek ister. İstemeyenler de vardır elbette. Fakat en doğrusu dışarıyı da duyabilmektir.

Senin düşüncelerinden, tarzından, ilgilerinden, senden “farklı” insanları duyabiliyor musun? Kişi kendinden farklı insanları da duyabilmelidir. Onların da fikirlerini dinlemelidir. Ön yargıyla yaklaşılmamalıdır. Kendini farklı insanlardan soyutlamamalıdır. Hatta bir fikir alınması gerektiğinde senin gibi düşünmeyen insanları seçmek daha yararlı olacaktır. Karşıt düşüncede bulunan kişi sayesinde fikirlerinin sonucunu görmek daha kolay olacaktır. İnsanlarla ayırt edilmeden fikir alışverişi yapılmalıdır. İnsan tabii kendi istediği ortamda yine olacaktır. Ama algıları kapanmamış, dışarıyı dışarı olarak görmeyen, farklı sesleri duyabilen insan olmak güzel şeyler bahşedebilir. Hayata daha iyi tutunmayı sağlayabilir, yaşamadan zevk almanı sağlayabilir. Dayattığın düşünceyi bırakmana yol açabilir. Hobi edinmene, alışkanlıklarının olmasına yardım edebilir. Kurtulmak istediğin şeyden kurtarabilir, bağımlı olduğun şeyden vazgeçirebilir… Senin sen olmanı sağlar. Sana, hayatına, zevklerine, tutkuna iyi gelebilir, sana güzel hissettirebilir, huzurlu olmanı sağlayabilir. İşte bunlar için bile olsa istediğimiz sesler, ailemiz, arkadaşlarımız gibi seslerin yanında bize farklı gelen, “farklı” olanları da duyalım. Düşünelim şu ana kadar farklı olan neleri duyduk, neleri göz ardı ettik? Hiçe saydığımız, yok saydığımız o sesleri dinlesek neler değişirdi hayatımızda. Kazancımız olmasa bile kaybımız olur muydu?

Hala dinlemiyor musun o sesleri? Farkında değil misin farklı olanın? Artık duyabiliyor musun onu? Farklı hissettiriyor mu? Senin de farklı ses olduğunu biliyor musun?

16 Eylül 2023 Cumartesi

Etkilenmek iyi veya kötü

 İnsanların başka hayatları etkilemesi çok garip değil mi ?

Mutluluğuna mutluluk katabilir, üzüntüne çare olabilir, ya da seni o üzebilir... Her ne kadar etkilenilmese de modunu değiştirir tavırlar.

Kimse yalnız kalamıyor. Birinin sarılmasına, sesine ihtiyaç oluyor. Yanında olmasına muhtaç oluyor bazen. Yanında derken de sadece fiziksel değil ruhen de olmalı. Bazen de karşındaki bunu istemiyor, seni tercih etmiyor.

İnsanlar çok çabuk kopabiliyor. Bir arada kalmak zor geliyor. Çünkü çabalamak vazgeçmekten daha zor, daha yorucu. İnsan zoru istemiyor. Nerede basit bir yol varsa, nerede kolay bir ilişki varsa onu seçiyor. Böyle insanlara katlanmak zor geliyor artık. Hep karşındaki için çabalamak aptallık oluyor. Hep senden bir şeyler gidiyor. Eskisi gibi güçlü değilsin, eskisi kadar hırslı değil, istekli hiç değilsin..

Keşke herkes kendi gibileriyle karşılaşsa, onun gibilerle devam etse yoluna. İyi olanın bir parçasını sökmese kötü. Kötü olan da iyice kötü olmasın da. Ama başkasına da zarar vermese. Bu da tartışmalı bir konu kim kötü, neye göre kötü? Ya da kötü olmasa iyinin değeri de olmazdı falan. Haklı sorgulamalar bunlar.. Ancak şöyle bir durum söz konusu: Birinden eksilen şeyler oldukça o insan eskisi gibi olamıyor. Eksildikçe de kayboluyor resmen. Eksilen taraf da hep iyi taraf.. Hoş, kötü daha kötü olsa ne olur? Daha fazla eksiltmeye başlar insanları. Olan da hep iyiye olur...

19 Şubat 2023 Pazar

Deprem (6 Şubat)

Yıkıldı…

Herkesin evi, yurdu, ailesi, canı, her şeyi gitti. Derin bir acı besliyor artık insanların yüreklerini. Kiminin kaybedecek bir şeyi bile kalmadı. Harabe oldu her yer, her yuva. İnsan kendi evine girmekten korkar oldu, ev de kalmadı gerçi. Geceler artık olduğundan daha uzun geliyor insana, herkes sallanıyor sürekli, en ufak bir şey olsa titremeye başlıyor vücut. Sanki kurtaracakmış gibi evde nöbetleşerek uyunuyor. Herkes kazakla, çorapla, montla uyumaya çalışıyor. Hissedilen her artçıda kendisi çıkabildiyse sevdiklerini soruyor insan. Haber alamamaktan korkuyor.

Ya kaybedenler… Çok kayıplar yaşandı. “İyi geceler” dediği kişiye “günaydın” diyemedi insan. Kimileri uykusundan bile uyanamadı. Öyle acı doluydu ki her yer titriyordu sanki. Soğuktu da. Enkaz altında bulunan çoğu kişi de soğuğa dayanamadı. Açtı, susuzdu ama yukarıdan gelecek “sesimi duyan var mı” bağırtısına ihtiyacı vardı. Duymak istiyordu o kelimeleri, kurtarılmak istiyordu. Bir an önce güneşi selamlamak. Belki de sesimin duyurmuştu ama tam o sırada diğer büyük sarsıntı.. Daha aşağı sürüklenmişti. Daha fazla beton parçasını taşımak zorunda kalmıştı. Ailesine sesleniyordu belki de. Kimi ses veriyordu, kiminden çıt çıkmıyordu. Ama ümidini kaybetmemeliydi. Hepsi çıkacaktı o karanlıktan. Kimi şanslıydı. Yanında ya bir su vardı, ya bir yiyecek.. Kimi telefondan video çekiyordu. Son kez duyursun sesini diye. Vedaydı belki. Kimi ulaşmıştı da birilerine, geliyorlardı yardıma. Bazıları o kadar çaba donunda kurtarıldı, ailesine kavuştu. Ya diğerleri… Donarak öldü ya da ya da… Artık dayanamadığı için..

Ya o enkazdan haber bekleyenler… En ufak bir ses duymak için yalvaranlar. Beklediği kişinin kokusunu çekmek istiyordu doya doya, nefesini hissetmek istiyordu nefesinde. Haberlerde vardı bazıları, “şu saatte gelen mucize”, “şu kadar saat sonra sağ çıktı” diye. Mucizeydi evet de arkası mucize miydi gerçekten? Yoksa cana kast mı? Her şey kaderden mi ibaretti!? Bu kadar basit miydi insanı toprağa gömmek? Kefen dahi bulamadan sevdiklerine veda etmek… 20 günlük bebek annesiz kalmıştı, yeni çocuk sahibi olan aile çocuklarını kaybetmişti, insan kıyamadıklarını kaybetmişti, gözünden sakındığını.

Ya geride kalanlar… Ailesi yıkılmıştı, arkadaşları yoktu artık. Canları sağ olanların da şükredemeyeceği haldeydi insan. Aslında herkes kaybetmişti. Kimi çok fazla, kimi ondan daha az. Ama kaybeden için çok büyük kayıplar. Tekrar düzelecek mi, insan tekrar gülebilir mi? Alışır belki de her şeye alışılır ya. Buna alışılır mı bilmem. Bununla yaşanır mı onu hiç bilmiyorum. Ama umarım.. umarım her şey bi an önce eski güzel hallerine döner. Güzel değilse bile artık eskiler hep güzel geliyor. Diyorum ya, umarım her şey güzel olur. Hatta çok güzel olsun. O kadar güzel olsun ki yaşayabilsin insan. Çünkü şu an sadece nefes alınıyor sadece, yeniyor içiliyor belki de ama yaşamıyor insan.

Güzel bir nefes almaya, yaşamaya, yaşayabilmeye..

3 Şubat 2022 Perşembe

Koşuyorum!

 Hayatımızın sonunun nereye varacağını asla bilemeyiz ama bizim bir hedefimiz, bir amacımız olmalı. Nasıl zevk alıyorsak öyle yaşamalıyız, ne için yaşamayı göze almışsak ona ulaşmak için çabalamalıyız. 

Her zaman karşımıza çıkan şeylerin bir işaret olduğunu unutmamak gerekir. Bazen çok önemli bir şeyi fark ederiz, bazen de küçük bir şeydir ama seni baştan yaratabilecek güçtedir. 

Tesadüflere inandığım gibi işaretlere de inanıyorum. Gördüğüm, yaşadığım, bildiğim çoğu şey beni ben yaptı. Hala öğrenmek istediğim şeyler var, öğrenip de beni daha çok ben yapabilmek için göstermem gereken çaba, uğruna feda etmek zorunda kalabileceğim şeyler, gitmem gereken bir yol var. Kimileri ne için yaşadıklarını dahi bilmiyorlar. Ama bilenler.. Hayattan alabileceği şeyleri bilenler..

Kendi arzularımızın peşinden gitmemiz gerektiğini biliyoruz. Ancak giderken çıkan engelleri nasıl geçeceğimizi o anda öğrendiğimizin farkında değiliz. Bu öğreti biraz uzun sürdüğünde vazgeçip dönebiliyoruz da. Oraya kadar çoğu şeyi öğrendik diyebiliriz fakat bitirmemiş oluruz, tamamlanamayız ve o pişmanlık bizi kemirir durur. O yüzden sevgili okur; hep bir amacın, ulaşmak istediğin bir nokta olsun. Sona varmak için de gücünü, umudunu asla yitirme. Gideceğin son ana kadar savaşabileceğin kadar savaş. İşte o an, o an anlarsın ki sen alacağını almışsın dünyadan ve olduğun şeyle gurur duyuyorsundur.

Hep hayallerimizin peşinden koşmamız dileğiyle :)


2 Şubat 2021 Salı

Değişim ve Hak Edebilmek

 Değişim.. Biri değişebilir mi? Düşünceleri istediğimiz gibi olabilir mi? Ben bir insanın değişebileceğine çok inanmıyorum. Hayatında olan insanlar, yaşanılan şeyler evet değiştirebilir ama bu ne kadara kalıcı olabilir? Fikir değiştirmek çok zor. Bir şeyler için çabalamak hoşuma gider, zor olanı yapabilmek.. Ama ufak da olsa bir değişim yakalayamadıysam üstelemem artık. Ben şunu benimserim: Birine bir şey katamıyorsam ya da o bana, o zaman bir taraftan bir şeyler eksiliyordur hatta belki de yok oluyordur.

Birinin hayatına giriyorsam ona layık olmak ( tabiri yerindeyse hak etmek) gerekir. Seninle bir şeyler paylaştığında heyecanlı olmalı, istekli, canlı, bambaşka olmalı.. Fark yaratmalısın. Bir an geldiğinde değer gördüğünü hissetmeli, değer verebilmeli. Böyle hissederse sizi kaybetmek ağır gelir. Yokluğunu yaşamak. Seni kaybetmek hiçbir şey hissettirmiyor ya da kazanç olarak görüyorsa bunu hiçsindir onun için. Kaybetmek zor gelmelidir, hayal bile edememelidir. Böyleyse sana çok anlam yüklemiştir. Sen de bunu hak ediyorsan hayatında güzel yerler ayrılmıştır ona. Hak etmek hep çok önemlidir. Herkesi hak ettiği yere koymalı. Bu en yüksek yer de olsa en dip de...

Bir İnsan

  Hep güçlü olanın yanında olmak zorunda değilsin. Her zaman doğrunun yanında olman gerekir. Bu normal bir yaşantı da olabilir, bir davada d...