Herkesin hayatında bir tünel vardır. Sonunu beklediği bir hayal,
bir hedef… İnsan tünelin sonunda bir ışık da görmek ister. O ışığa güvenerek girmiştir
çünkü tünele. Işığı göreceğine inanarak…
Tünele girildiğinde ne ile karşılaşılacağı bilinmez. Tünel çok
uzun da olabilir, kısa da. Ancak tünelin sonundaki ışığı hayal ederek ilerlersin.
Işığı görmek istersin. Işığı görmek için girilen o tünelde kendi ışığını da
kaybedebilirsin. Tünelin başında olduğun kişiden çok farklı bir karakterde de
çıkabilirsin. Bazen ise o ışığı görmek istesen de gidemezsin. O ışık için
çabaladıkça yorulabilirsin, ilerlemek istemezsin, bırakmak isteyebilirsin. Bırakmadıkça
daha da bağlanırsın ışığa. Ona ulaşmak için her şeyi göze alırsın. Ulaşabilirsin
de o ışığa. Mutlusundur, hedefine ulaşmışsındır.
Bazen tünelin sonundaki ışığı görmediğin için de karanlıkta
kalırsın. Oradan çıkamayacağını düşünürsün. Tünelin sonunu görmediğin için ışığın
hiç gelmeyeceğini düşünebilirsin. Karamsarlığa düşüp kalakalırsın. Belki de
tünelin son virajındasın. Fakat o viraj yüzünden karanlığa hapsolmuş
hissedebilirsin. O virajı da atlatabilsen ışığa kavuşacaksın. Virajdaki
karanlığın bir önemi kalmayacak aslında. Işığına kavuşmuş olacaksın. Tünelin
sonundaki o ışık… Kavuştuğun, görmek istediğin, hayal ettiğin o ışık…