İnsanlar duygularını karıştırıyor. Gerçek aşk dedikleri yalnızca bir heves, heves dedikleri de baştan atılanlar da belki de tek aşklarıydı. Ancak biz farkında varmadan ellerimizden kayıp gitti.
Farkında olmadığın, kafanı kaldırmanla bile fark edeceğin ama bunu yapmadığın dünyanla baş başasın.
Nefes almak yaşamak mı? O gözlerini açtığın ilk an, büyümen, geçmişin, yaşadıkların, ders almak için bir gram düşünmediğin milyonlarca şey.. Hepsi basit miydi bu kadar?
Nefes alıyorsan varsın! Bu mu cidden?!
Farkına varalım artık. Bir şeyleri gör. Geçmişte başına gelen olayları düşün ve neden o şekillerde sonuçlandığını merak et. Her zaman önünde en az olmakla beraber yollar vardı. Birini tercih ettin ve diğerlerinden vazgeçtin. Zaten "Her tercih bir vazgeçiştir. Her vazgeçiş yeni bir başlangıç."
Yaptığın tercihlerin bir nedeni vardır. Olması gereken de bu aslında. O neden belki de saçmaydı ama sen böyle düşünmüyorsan ve o tercih nedeniyle vazgeçtiğin şeyler seni daha farklı, daha mutlu, daha iyi yaptıysa o neden hep doğrudur senin için. İyi ki onu seçmişsindir.
Peki, keşkeler.. Her insanın keşkesi vardır. Memnun olmadığı bir nokta, bir an, belki bir kişi.. Bunlar varsa ve sen farkındaysan özelsin. Çünkü insanlar keşkelere bir anlam yüklemezler. Olmasaydı der çekilirler. Sen o keşke'ye anlam yüklemiş ve onu hayatına konumlandırmışsan bu güzel bir şeydir. Senin için iyi ki'ler öyle sıradan değildir, anlamlı ve senin için çok özeldir. Zaten hayatımızda bazı şeyleri sınıflandırmalıyız. "Sen benim iyikimsin. Çok mutluyum seninle, özelsin" ya da "Kaybımsın sen, sensiz çok daha iyiyim." Sınıflandırmadan iyinin ya da kötünün, duygularının anlamının, derinliğinin farkına varamazsın.
"Farkında olmak" Yaşayıp yaşamadığının, mutlu olduğunun, hislerinin, nefes almanın ne demek olduğunun farkında olmak...
Farkında ol ki yaşayasın, derin bir nefes alabilesin.
Farkında ol ki mutlu olabilesin.
Farkında ol ki özel olabilesin.
Farkında ol ki sen, "istediğin sen" olabilesin.